Hoş geldiniz,koskoca okyanusta bir kapı bulup,bir delinin odasına girdiniz korkarım artık siz de bendensiniz
11 Eylül 2012 Salı
TÜRKAN TEYZEM
3 Ağustos 2010 Salı
KİMSE BÖYLE YALNIZ OLMASIN

Bence insanoğlunu en büyük ihtiyacı sevgi…….
Damdan düşer gibi nereden mi esti ?
Anlatayım……
Daha önceki yazılarımda vardı ama yine de özet geçeyim;
Aile hekimliği sistemi ile ilgili televizyonda görünmüş bulundum.
Bunu izleyen hastalarımın bir bölümü artık dokuz yıldır çalıştığım bu bölgeden gideceğimi öğrenmiş oldular.
Göründüğümün ertesi günüydü. Bana sadece 3-4 kere gelmiş 45 -50 yaşlarında kısa boylu, minyon yapılı, kısa kıvırcık saçlı kadın hastam telaşla odama girdi.
-‘’Hocam sizi akşam televizyonda gördüm,B……. çıktı( reca ederim boku çıktı şeklinde okumayınız B..... İstanbul'da bir ilçedir 8 harfli soldan sağa ) diyordunuz siz gerçekten gidecek misiniz?İnanmadım, bu gün işe geldim patrondan izin istedim ''doktorumu görmeliyim konuşmalıyım onunla'' dedim.Kusura bakmayın ne olur karşınızla bu iş halinle çıktım. Söyleyin bana gerçekten gidecek misiniz?
Bir yandan sorular soruyor, bir yandan özür diliyor, üstü başını gösteriyordu. Üstüne başına baktım anormal bir şey yoktu. Pantalon, buluz, sandaletler…… Demek ki ben fark etmesem de eğer doktora gelecekse daha özenli giyiniyordu . Zaten biraz farklı bir hastamdı her geldiğinde aşırı bir minnet duygusuyla, defalarca teşekkür eder hatta eski medreselerde olduğu gibi odadan geri geri yürüyerek çıkardı. Çok mu süper bir doktordum ben ? Hayır. Her doktorun yapması gerekeni yapıyordum belki biraz daha fazla gülümsüyor, daha çok dinliyor, daha çok açıklamalarda bulunuyordum o kadar.
-‘’ Evet gideceğim, bölgem değişecek orasını seçtim ‘’ dedim, olayın farkında olmadan umarsızca pervasızca.
Sandalyeye oturmadı yığıldı adeta. Bir yandan ağlıyor bir yandan konuşuyor arada bir de yine özür diliyordu.
-‘’Yapmayın hocam, bırakmayın beni. Tam sizi bulmuşken, alışmışken ,sevmişken ne olur siz de terk etmeyin beni’’
Anahtar kelime ‘’ siz de terk etmeyin beni’’
Kadıncağızı zor teselli ettim. Hiç huyum alışkanlığım olmadığı halde telefonumu verdim, yeni yerimde de onu kendime kayıt edeceğime söz verdim. Gitti ama ben onu düşünmeden edemedim. Gösterdiği tepki hiç sağlıklı değildi.
Neler yaşamıştı, daha doğrusu neleri yaşamamıştı ?
Hiç mi okşamamıştı babası saçını ? Kızım deyip bağrına basmamış mıydı ? Ya anası ? Sabah okula gönderirken, saçlarını örerken, koklamamış mıydı kızını ? Gül kokulu kızım diye sevmemiş miydi acaba ? Bir delikanlının elini sevgiyle tutmamış, bir erkeğin göğsüne başını huzur ile yaslamamış mıydı? Dostunun omzuna başını koymamış doyasıya ağlamamış mıydı ? Yargılamadan, sözünü kesmeden sadece onu dinleyen bir arkadaşı olmamış mıydı?
Bunların hiçbirini yaşamamış mıydı ki, sıradan bir doktora bağlanmış, gidişiyle yıkılıyordu.
Üzüldüm çok üzüldüm belli ki bunların hiç biri olmamış ya da devamı gelmemişti.
Yaşlı hastalarım vardır benim çok özen gösterdiğim. Aslında onlara acıdığımdan özen gösteriyorum, eşini kaybetmiş, yalnız yaşayan hastalar. O kadar boynu bükük ve yalnızlardır ki ,her şeyi gözlerinden anlarsınız , çok şey anlatmalarına gerek yoktur.
Şebnem Ferah’ın bir şarkısı vardır ‘’Yalnız’’ klipi ile beraber tam da benim anlatmak istediğimi çok güzel anlatmış……
Bu dünyada kimse yalnız ve sevgisiz kalmasın….