Çok sevdiğim bir hastamla ( daha doğrusu sevdiğim üçlünün ikisiyle), Türkan teyzemle buluştum, nerdeyse
iki yıl olmuş ben ondan, oralardan ayrılalı.
Türkan teyzem yıllardır hasta, tedavi görüyor, yine bazı şeyler tekrar etmiş, görmek halını hatırını sormak istedim. Canım
teyzem yine sevgi dolu dost canlısı ve hayatla barışık hastalığından pek az bahsetti
daha çok kedilerden, hayvanlardan anılardan, insanlardan konuştuk.
Haftanın 2-3 günü arkadaşlarıyla beraber
oturdukları çay bahçesinde buluştuk, çalışanlarıyla, garsonlarla dost olmuşlar. Hepsinin adını biliyor, kimin
ne zaman izinden geldiğini, hangisini memlekete gideceğini, çay servisi yapılırken şakalaşıyorlar, gülüyorlar.
Kendileri ile beraber besledikleri kedileri de alıştırmışlar çay bahçesine.
İlk zamanlar şikayet edenler olmuş hatta
işletme müdürü kızıyormuş kedileri besliyorlar diye, geçenlerde **** beyin ( işletme
müdürü) kedilere köfte verirken
görmüşler. Gülümsüyorlar ‘’ sevgi bulaşıcı onu da alıştırdık’’ diyorlar. Bir
ara garsona beni gösteriyor ;
-‘’ Hani bakmıştık ya bilgisayara beni yazmıştı doktor
hanım, işte o doktor bu hanım ‘’ diyor.
Garson gülümseyip başıyla selam veriyor.
Türkan teyzem anlatırken; hissi kablel vuku, serencam ..gibi kelimeler kullanarak konuşuyor,Türkçesine, dünyasına hayran kalıyorum.
Bu gülen sevgi saçan, kibar hoşsohbet hanımların aslında yalnız yaşayan ve çok hasta insanlar olduklarını düşünmek zor. Aslında hayat, başına gelenlerden değil, onları nasıl yorumladığından ibarettir cümlesinin canlı ispatları sanki.
Daha önce teyzemi blog sayfamda anlatmışlığım var
buradan okumanızı isterim.
Ondan çok şey öğrenebiliriz
Bir de aslında Türkan teyzem çok hasta, kimin duası kabul olur hiç
belli olmaz derler, duanızı eksik etmeyin