7 Nisan 2010 Çarşamba

SİZ O KIZLARIN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKABİLİR MİSİNİZ?


İki gündür Kars’ta eşi ve kayınbiraderi tarafından dövülen, burnu kesilen kadının haberleri ile içim buruluyor öfkeleniyorum. Yapanlar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken kadın; Şikayetinin geri alması için jandarma tarafından dövülüyor. Feryadı vardı bu sabah radyoda’’ Devlet beni niye dövüyor ‘’ diyordu.
Evine sığındığı kuzeni, kadının kocasının ailesi tarafından dövülüyor. Jandarma yine bir şey yapmıyor. Bunlar medyaya yansıyan her gün yüzlercesi yaşanıyor. Medyaya yansımasaydı zaten değil korunma evine alınmasının teklif edilmesi, hastaneden direk koca evine gönderilecekti. Sonu malum ya daha çok dövülecek ya da öldürülecekti.
Bu devlet kimin devleti ?
Tüm bu anlattıklarım sizi, benim uzaktan ekran başından dinlediğimiz üç beş ‘’CIK CIK ‘’ yaptıktan sonra unuttuğumuz olaylar.
Siz hiç töre cinayeti, anlatılamayacak kadar karışık aile ilişkisi yaşamış bir kızın gözlerini içine baktınız mı ? Tüm bu hissetiklerim yetmemiş gibi bir de bu sabah ben o kızın yüzüne baktım. Ağlıyorum şu anda, memleketimde kadınlara yapılanlara dayanamıyorum.
Keşke blog sayfamın ismi’’ Zır delinin poliklinik defteri ‘’olsa da görmesem anlamasam hissetmesem hiç bir şeyi .

Bu sabah, çok hoş sarışın mavi gözlü, iyi giyimli altmış yaşlarında bir hanım, genç bir kızı muayeneye getirdi. Genç kız orta boylarda çok zayıf esmer kavruk bir kızcağız. Etli dudakları bembeyaz, iri siyah gözleri uzun kirpiklerinin arasında sönmüş birer kömür parçası. Öksürüyormuş son aylarda çok zayıflamış, öyle dediler.

Bunca yıldır doktorum sadece dış görünüşü ile ‘’ Ben bu dünyada görülebilecek tüm acıları, çocuk yaşımdan itibaren gördüm. Nasıl ruhum tükendiyse bedenim de tükendi veremin en ağır formu var ciğerlerimde’’ diyen başka bir hasta görmedim.

Akciğer filmi çekildikten sonra milier tüberküloz olduğu ortaya çıktı. Genç kızı getiren kadın kıza dönerek ‘’Bize biraz izin verir misin, dışarıda bekler misin ?’’dedi.
O hoş bakımlı kadın gözlerinden boncuk boncuk yaş akıtarak başlattı anlatmaya.
-‘’ Doktor hanım bu kızımız dört yıldır korumam altında yatılı lisede okutuyorum, çok da başarılı.Çocuk esirgeme kurumunda tanıdım onu.Bu kız gibi üç kızım var koruduğum ama bu kızın yeri başka.Daha yeni yeni düzelmeye başlamıştı o kadar içine kapanıktı ki.Ona veremli densin duyulsun istemiyorum , çok üzülür çok hassas bir kız o.Bir bilseniz neler yaşadı annesi töre cinayetinden öldürüldü, aile içi çarpık ilişkiler…………… biraz daha anlattı durdu anlatamayacağım dedi.

‘’Anlatmayın gerek yok, kızın hali anlatıyor zaten ‘’ dedim.

Hepsini yazamıyorum elim varmıyor, tekrar satırlarda görmeye ne ben dayanırım ne de okumaya sizin yüreğiniz el verir. Kadın da zaten hepsini anlatmadı dili varmadı dile gelemeyecek kadar ağırdı. Boncuk boncuk gözyaşı anlattı gerisini iki damla göz yaşı ile de ben cevap verdim ona susarak anlaştık bir süre.

Bu kız iyileşecek, düzelecek en azından ciğerleri düzelecek. Her şeye rağmen, yaşadıklarına rağmen biz bu kıza şanslıymış diyeceğiz.

Bu kız gibi binlerce var oralarda. Bu kızın hayatı kurtulmuş, ya kurtulamayanlar? Hikayesini bilmediğimiz? Bilmediğimiz için yok sandığımız? Ya onlar ne olacak?
Anlamadığım bir konu var. Neden bu kadınlara daha çok ülkemizin batı kısmından destek geliyor? O topraklardan çıkmış güya aydın kadın politikacılar ‘’kadın hakları’’ diyince o kadar ateşli konuşmacı olamıyorlar?

Ben ne düşünüyorum biliyor musunuz? Onlar bile sadece erkeklerin maşaları yine. Erkek politikacılar ne istiyorsa onlar da onu istiyor. Bir kadın olarak daha duyarlı daha güçlü bir duruş sergilemiyorlar hem cinsleri için. Oradaki düzenin bozulmasını istemeyen erkek politikacıları kendi çıkarlarını düşündükleri için bencilliklerini onaylamasam da anlıyorum. Aralarında aşiret reisi olan, çok eşli olan politik gücünü oradaki sistemden alanlar çoğunlukta. Vitrini süsleyen üç beş kadın politikacı da yine onlara hizmet etmekte…….
Ne acı, yöntem farklı ama her yerde her seviyede kullanılan yine kadın

Ama dayanamıyorum işte artık bir şey yapmalı !!!!

7 yorum:

aysema dedi ki...

Bir şey değil, çok şey yapmalı, ama nasıl?

Daha biraz önce iki sakallı dede kapımı kırarcasına çaldılar, koşarak açtım. "Kuran kursu" için para topluyorlardı.

Yaşlarıyla hiç de uyumlu olmayan bir genç enerjisi gördüm yüzlerinde. Ürktüm açıkçası. O kadar gönüllüydüler ki...

"Biz, öğrencilere burs veriyoruz zaten." diyip kapattım kapıyı. Yan komşum para veriyordu, gördüm...
Söyleyemediklerimle kalakaldım.

Gerçek aydınların hallaçpamuğu gibi darmadağın edildiği günümüzde elimizden bir şey geliyor mu? Cumhuriyet mitingleriyle sesimizi duyurmak istedik, olanları bilirsiniz.

Halkın en zayıf noktasından vuruyorlar. Din diyerek her yaptıklarına bir kılıf uyduruyorlar, kadınlar da bu durumdan payına düşeni alıyor.

Kadın milletvekilleri, ya "erkek" gibi kadın oldukları için oradalar; ya da sırf milletvekili olabilmak için parmak vekillerin arasında oturuyorlar süs bebeği olarak...

Çok mu uzattım. Üzüldüm de ondan, hoşgörüle...

Bir şey yapmalı doktorcuğum, ama ne? Aklımı kaçıracağım!

Adsız dedi ki...

yine çoook güzel yazmışsın canım çoook...

Yasin dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
bucera dedi ki...

@ Aysema
Çok uzatmadın gerçeklerden bahsettin
Teşekkür ederim katkılar için

bucera dedi ki...

@ missfit
çok doğru deniz yıldızlarından başlamalı en azından

Bayan Hiçkimse dedi ki...

Bir şey yazmak istedim, uzun uzun düşündüm ne yazayım diye; buna üzüldüm sonra...İşin aslı şu: Çok korunaklı bir hayatım olduğu için utanmak istemiyorum. Ama benimkinden çok farklı hayatlara kayıtsız, başkalarının acılarına duyarsız kalamıyorum. Kalmak da istemiyorum. Sadece şunu biliyorum, herkes elinden geldiği kadarıyla birşeyler yapmalı; bu kadınların hikayesini anlatmak da bir şeydir, bu kadınların bir tanesini okutmak da, bir tanesinin elinden tutmak da...

Bucera dedi ki...

@ Ben de onu yapmaya çalışıyorum işte, daha çok insana ulaşmayı denemeyi...

Teşekkürler