8 Nisan 2010 Perşembe

EY KUTSAL TÜRK ANNESİ BU ÖKÜZ ERKEK NESLİ SİZİN ESERİNİZ




Ana oğul girdiler odama,oğlu öksürüyormuş öyle anlattı annesi.
-‘’Kaç gündür öksürüyorsunuz? diye sordum hastaya.
-‘’İki gündür’’dedi annesi. Hatta dün doktora gitmişler. İlaçları listelemiş kağıdı önüme uzattı ama işe yaramamış bu gece çok öksürmüş, ıhlamur kaynatmış göğsünü vicks ile ovmuş geçmemiş.

-‘’Hanımefendi daha dün ilaçlara başlamışsınız bir günde iyileşemez ki insan’’ dedim.
Hastanın bir çocuk olduğunu düşünmeyiniz sevgili okurlar. Anasının biricik kuzusu olabilir ama bol kıllı göğsü 1.80 boyu ve kiloları ile pek kuzu tarafı kalmamıştı koca 27 yaşındaki adamın. Evet, tek doğru tafarı annesinin yanında kuzu kuzu duruyordu.

Muayenesinde soğuk algınlığı dışında bir bulgu saptamadığım için ilaçlara devam etmelerini, bir iki gün içinde şikayetleri azalacağı yerde, artarsa eğer, tekrar gelmelerini söyledim, gittiler. Bir süre sonra anne tekrar geldi ‘’Oğluma rapor verir misiniz’’ diye sordu.
Artık dayanamadım,’’Sizin gözünüze kınalı kuzu gözüken bu iri yarı, bol kıllı, raf kaşlı, ebleh bakışlı oğlunuz üfürükten nezle olmuş’’……..Tabii bunları iç sesim söyledi ve de içerde kaldı söyledikleri. Ben sadece ‘’Hanımefendi oğlunuz alt tarafı nezle olmuş’’ dedim.
-Öyle demeyin çok halsiz’’dedi ve iki gün raporu kopardı benden.
Kadın çıktı döndüm hemşire hanıma dedim ki’’ Bu kadının gelini olmak istemezdim.’’
Tabii bu burada bitmedi. Anne ve oğullarını, toplumumuzun erkek çocuk üzerine yaklaşımlarını düşünmeye başladım ki yazımın başlığını bulmuştum bile

’’Ey kutsal Türk annesi bu öküz erkek nesli sizin eseriniz’’

Hemşire hanımla beyin fırtınası yapmaya başlamıştık bile. Küçüklüklerinden itibaren erkek çocuklarına nasıl farklı davranıyordu anneler. Hemşire hanım bir şeyler söylüyor, benim aklıma bir şeyler geliyor, önümdeki reçete kağıtlarına not almaya başlamıştım bile.
Zavallı reçete destem ‘’Hangi afilli doktorun havalı ilaçları yazılacak üzerimde, hayalini kurarken sen, üretilmiş masama kadar gelmiştin.

-‘’Belki üzerime o mübarek yazısı ile bir profesör çiziktirir, hasta da yıllarca o reçeteyi saklar, her gittiği poliklinikteki doktorun burnuna burnuna sokar. Ben yılların reçete kağıdı, gururumdan gerin gerin gerinirken, zavallı hamamböceği kılıklı devlet polikliniği doktoru aynılarını yazmak zorunda kalır’’

Evet zavallı reçete destem ,sen böyle hayaller kurarak gelmişken önüme, ben hamamböceği kılıklı zavallı poliklinik doktoru, bırak reçete yazmayı, zaman zaman sizlerin üzerine neler neler yazıyordum. Yok erkek çocukların pipileri, yok bahar gelmiş iki dize şiir, olmadı pek hüzünlendim bu gün, iki satır bir şeyler yaz, amaaaan bu hiç olmadı yırt buruştur at.

Yukarıda anlattığım üzere reçete destem, pembe hayallerinden acılar içinde uyanıp, derin acılara gark olurken, ben ise bu yazımın notlarını tutmaya başlamıştım bile.

Erkek çocuğun doğumu bile bir bayram nedenidir. Hele bir de kırsal kesimde ise ziyafetler verilir. Kadın, erkek çocuk doğuramadıysa olmadık baskılar görür. Yani Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir.Ne Perşembe ama peh peh…



Doğduğu gün çocuğun pipisi dillerdedir. Sadece pipisi de değil. İlk haftalarda testisler iridir hatta bazılarında baya bir sıvı bulunur bu normaldir. Bu sıvı bir süre sonra vücut tarafından emilir. Ne hikmetse bebeğin testislerinin içinde bulunan ve vücut tarafından bir süre sonra emilecek olan o sıvı bir guru r kaynağıdır, bununla hava atılır.
Sonra göster amcalara faslı başlar. Çocuğun kafasına işlenir’’Sen var ya sen süper bir şeysin. Hele bir de önünde sallanan bamya var ya hah işte o, bir sende var ondan. Başkalarında da olsa bile bir seninki süper. Kıyaslanamaz onun için herkes seninkine bakmak istiyor’’.

Parmak kadar çocuk bu ya böyle düşünmesin de ne yapsın, ne suçu var onun?
Sünnete sıra gelir, bir bayram havası, küçük prens kıyafeti ve eline verilen asa. Bu öyle bir kıyafettir ki bazı erkekler o kıyafeti değil çıkarmak, o kıyafet ile büyüdüklerinden, yetişkin olunca da kral olduklarını sanırlar. Bir poh pohlanma bir şaşa bir ihtimam. Çocuğun suçu ne? Tabii ki kendini prens kral zannedecek bir de her şeyin bamyası sayesinde olduğunun farkında.
Bununla bitmez tabii. Herkesin hala gözü pipinin üzerindedir. Ergenliğe girip girmediği merak konusudur?’’ Kuş uyandı mı? derler en kibarından. Ayrıntı vermeme gerek yok. Aslında çocukta rahatsızdır bundan özel bir şeyler başladığını bilir ve mümkünse kendine saklamak ister.

Kızlardaki karşılığı ise yok farz edilir. Kimse milletin içinde gururla kıza sormaz ‘’Ne oldu kız ana vatan kan ağlıyor mu? ‘’ diye. Hatta bazı yörede korkunç bir gelenek varmış. Kızının ilk adetini öğrenen anne kızının suratına tokat atarmış.Kızımız kadın olmanın ilk tokadı böylece yemiş olur.Yazık kim bilir ne düşünür çocuk.Cinselliğin kadın olmanın tokat ile eşleşmesi yazık ona yazık….
Ya anneler?
- Aman oğlum ye, aman üşütme sakın. Ay koktu şimdi çocuğa bir lokma veriver ağzına erkek çocuk bir yeri şişmesin.
Kalabalık misafirlikte ilk önce erkekler için sofra kurulur onların karnı doyurulur bu arada erkek çocukları da yedirilir tabii kokmuştur ya, bir yerleri şişerse ya maazallah çocukları olmazsa?
Bir de pantalonun içinden pijama giydirmelere ne dersiniz? Aman bamya ve familyası üşümesin. Efendim o familya sıcaklamasın diye zaten dışarıda bulunuyor. Testisler için yüksek ısı zararlı asıl o zaman maraz olur anlat tabii anlatabilirsen annelere.


Velhasıl anne her zaman oğlunu şımartır koca adam da olsa ayağına hizmet eder. Sadece kendisi hizmet etmez evdeki kız kardeşlerin ve hatta ablaların bile hizmet etmesini ister.
O koca bebek gün olur bir kızla tanışır. O kız çok şanslıdır. Çocukluğu boyunca çevresini adeta sevinç çığlıkları atarak izledikleri bamyası ile beraber gelmiştir kızın yanına, hatta ve hatta bazen sünnet kıyafetinin ruhu bile hala vardır bazı erkeklerin üzerinde. Kendilerine bir kral edası ile hizmet edilmesini ses çıkarmamalarını isterler. Ne de olsa çocukluklarından itibaren ailesindeki tüm kadınları ona prens ve kral muamelesi yapmıştır bundan daha doğal bir şey yoktur.


Ne yazık ki bir şey unuturlar annesi için biricik ve eşsiz olan o bamya o kız için sıradandır ve kızın çevresinde onlardan çok vardır.

Dip not; Yazılarım okudukça erkek düşmanı olarak algılamayın beni. Poliklinik şartlarında gördüklerimi ve bana hissettirdiklerini yazıyorum. Yazılarım hayatın içinden ve Türkiye gerçeklerini yansıtıyor.

En dip not; Ben dahil her kadın bir parça hindudur.

Daha bir dip not; İstisnalar kaideyi bozmaz pırlanta gibi erkeklerimiz de yok değil hani. Özellikle de şu anda şu satırları okuyan erkekler şüphesiz siz de o pırlantalardan birisinizdir.

25 yorum:

Keyfe Keder dedi ki...

Valla tadından yenmeyecek bir yazı olmuş, hatta ben bunu bilhassa anneme göndermem lazım. Ama kör göze parmak basmama gerek yok, di mi :)

Doktorum, senin ufaklıkları da görüceğiz bakalım :) iç sesinle birlikte anne ve hipoktrat yeminli doktor nasıl çelişiyor, o yazınıda görürüz :)

Sonuç olarak, annelerin bu davranışlarının genetiğe sonradan yerleşmiş bir alışkanlık olduğunu düşünüyorum. Koruma ve kollama iç güdüsünün mutasyona uğramış hali, sonra da erkeklere laf atılır "ana kuzusu" diye.

Son sözüne katılıyorum, siz kadınlar bir hindusunuz. Kısır döngünüz hayırlı olsun :)

neduk dedi ki...

Kendimi ve oğlumu gördüm bu yazınızda. İnsan büyütürken farkında olmuyor yaptıklarının. İş işten geçtikten sonra, birileri yüzünüze vurunca ya da toplum içinde utanç duyunca anlıyorsunuz hatanızı.''Ben bu kötülüğü nasıl yaptım çocuğuma?'' diyorsunuz, ancak çok geç oluyor. Aklınız başınıza gelip serbest bıraktığınızda da çocuk sudan çıkmış balığa dönüyor. Kendine güveninin gelmesi epey senesine mâl oluyor. Şefkatinizin farkındalığınızı örtmemesini dilerim. Sevgiler.

engin deniz dedi ki...

doktor hanım merhaba efendim,
anavatan kan ağlıyor mu?sizin buluşunuz mudur yaygın olarak bilinen bir deyiş midir,bilmiyorum ,ama;süper olmuş yani.kaleminiz ve iç sesinizle çok yaşayın.
saygıyla efendim.

bucera dedi ki...

@ Kayfe Keder
Bizim ufaklıkların daha derin dertleri var yarı deli anneleri var geleneksel anneleri mumla rayacaklar netekim :)

bucera dedi ki...

@ neduk
Sevgili neduk
Yazmak öyle bir şeydir işte, hem yazarken kendini görürsün hem de okuyanlar kendinden bir şeyler bulur.
Sevgiler

bucera dedi ki...

@engin deniz
Hoşgeldiniz denizleri aşıp gelmişsiniz belli.
O deyişi ben mi buldum bir yerden mi duydum hatırlmıyorum.En son ortaokuldayken kullanmıştım yazarken biribirden aklıma geldi.
Teşekkürler yorum için hepimiz sağlıklı ve uzun yaşayalım

Mustafa dedi ki...

Evet işte benim 16 yaşındaki sıpamla annesinin diyalaogları aynen böyle hatta birazda eksik...Akşam olunca elinde yemek tabağı ve kaşık peşinde koşuyor...

bucera dedi ki...

@ Mustafa
Amann söyleyeyim Mustaf bey amannn

aysema dedi ki...

Her şey çok iyi gidiyordu da son cümlede ayrımcılık çıktı mı ne?
Şu anda bu satırları okuyan erkekler pırlanta da ya biz kadınlar neyiz?

Şaka bir yana çok doğru saptamalar.

Hatta o annelerin:
Damadım çok iyi, kahvaltıyı kızımın yatağına getiriyor.
Gelinimde hiç iş yok, oğlum kahvaltıyı ayağına götürüyor!
dedikleri de biliniyor.

Ahh biz kadınlar! Hem ağlarız hem gideriz...

özgün dedi ki...

Ay çok keyif aldım bayılıyorum böyle yetenekli yazarlara..
Bir oğlan annesi de benim ve bazen kendimle vicdanım arasında kalıyorum etrafa bakıyorum ben ne soğuk ne içsiz bir anneyim diye üzülürken buluyorum kendimi ama oğluma ve gelecekteki gelin hanıma iyilik yapıyorum bence :)

bucera dedi ki...

@ aysema
Yok biraz gönüllerini alayım dedim çok dövdüm garibimleri.
kadınların zaten tümü pırlanta :)
Evet haklısın hepimiz öküze tapıyoruz, ister oğullarımız olsun ister sevdiğimiz.

bucera dedi ki...

@ özgün
Bence iylik yapıyorsun ben de iylik yapanlardanım sanırım.
Bana yetenekli yazar dedin amann yürabbim ben mi?
Çok teşekkür ederim ben kendimi yazar olarak bile görmüyorum
sevgiler

andre kozniku dedi ki...

Anneler neyse de baba nasıl göz yumuyor oğlunun böyle harcanmasına ? Hele eğer klasik Türk babasıysa ?
Şımarma, ana kuzusu olma, hayata birey olarak hazır olamama vs. hepsi tabi kötü şeyler ama çok daha vahim psikolojik rahatsızlıklar, toplumsal arızalar bu abartı ve cahil tutumlardan çıkmıyor mu; üniversite yıllarındayken hem de anne baba hekim olan bir arkadaşımın ağır bir nevrozunu hiçbir tıbbi eğitimim olmadığı halde ilk ben teşhis etmek durumunda kalmış, ilk fırsatta annesine durumun vehametini anlatmak istediğimde bir de azar işitip yok öyle şey cevabıyla karşılaşmıştım.

bucera dedi ki...

@ andre kozniku ( ayol ne havalı isim üç kere baktım yazarken yanlış omasın diye)
Kişi önce anne sonra doktordur.Yakınları söz konusu ise kesinlikle objektif olamaz ve zaten birinci derece yakınlarında özellikle de psikiyatrik boz. da kesinlikle hekimlik yapmamalıdır.
Uğradığın için yazdığın için teşekkürler :)

andre kozniku dedi ki...

:) kozniku çok sevdiğim ve pek bilinmeyen eski bir topçudur;
benim örneğimde anne anestezist zaten, tedavi etmesi sözkonusu değil ama bir tıp insanı olarak daha makul yaklaşsaydı değerli zaman kazandıracaktı.
keyifle okuyorum, denk geldikçe yorum paylaşırım.

HuysuzKuzu dedi ki...

müthiş bir gözlem, aklımdan geçenlerin hepsini ve daha fazlasını anlatmışsınız keyifle okudum..

Bucera dedi ki...

Bu kadar eski bir yazıya yorum gelmesi ne güzel teşekkürler

HuysuzKuzu dedi ki...

blogunuzu yeni keşfettim eski yazılardan başlayarak okuyorum da ondan :)
yorumlarım sürecek :)

Bucera dedi ki...

@ HuysuzKuzu
Blog yazarlı yorum sever olur, mutlu edersiniz beni teşekkürler

HuysuzKuzu dedi ki...

yalnız bir arşiv bölümünüz olsa ben be benim gibiler gibi geçmiş yazıları okumak isteyenler daha rahat eder sanki :)

Bucera dedi ki...

Yapayım ben bunu :)

Adsız dedi ki...

şanslı gelin şanssız gidin :))

bayıldım hanımefendi, ellerinize sağlık. o şanslı kızlardan biri de bendim. ailesinden kimle konuşsam "ay çok sanslısın kızııım" diye telkinde bulunurlardı bana. o şanslı değildi herhalde. neyse, şanslı ben muhteşem öküzümden ayrıldım nihayetinde. merak ettiğim şu var; acaba bir oğlum olsa ben de böyle mi davranırım diye? ki ben az çekmedim bu durumdan. ama yine de emin olamıyorum nasıl davranacağım konusunda. ki bu konuda en acımasız eleştirileri de yapmışımdır yazmışımdır ve paylaşmışımdır hani. nedir beni bu çıkmaza sürükleyen bilemedim. öğrenmişlik mi acaba???

tubanın gezegeni dedi ki...

alkış :)

Adsız dedi ki...

:D Yazıyı sonuna kadar okudum,çok beğendim :D Yoksa ! YOKSA ! Bu yazı biraz beni mi anlatıyor nan ! :D

Bucera dedi ki...

Bunca zaman sonra bu yazı sizi bulduğuna göre vardır bir hikmeti :)


Yazımı okuyan yorum bırakan parmaklarınız dert görmesin