Blog alemine girdiğimden beri hep mimlere orada burada rastlıyorum. Çok fazla kafa yormasam da çok da anlamadım ama biri bir şeyler anlatıyor
sonra kendine sevdiği, takip ettiği blog arkadaşlarını seçip ''ahanda aynısını siz de yapın diyor''
Zaman zaman düşündüğüm de oldu ben niye mimlenmiyorum acaba? Mimlenmediğim için de anında bok attım tabii '' A zaten çok salakça bir şey amann iyi ki beni mimlemiyorlar falan''
Veee ben de mimlendim anında attığım bokları unutup, ''oleyyy'' diyerek mim görevimi ifşaa etmeye niyetlendim ama yine de biraz geç kaldı kusura bakma Tutsi.
Sevgili Tutsi bazı sorular sormuş ve masa üstünüzü anlatın ya da fotoğrafını yayınlayın demiş. Ben masa üstü deyince (tabii tevellüt eski) direk üzerine yazı yazdığım masayı anladım, netekim üç yıl öncesine kadar bir mail adresi bile olmayan bir garip doktordum. Sonracıma efendim çözdüm ki ekrandaki masa üstünü kast ediyormuş.
Olsun ben kendi yorumumu katarak hem elektronik hem de deden kalma masa üstünün resmini göstereyim dedim. Hatta bir delinin poliklinik defteri diyorum ya; masanın ucunda gerçek poliklinik defterim de görünüyor.
Bu günlerde polikliniğime veda ediyorum zaten veda fotoları gibi de oldu ...
Şimdi ben mimliyorum sizi; Bu bloğu okuyan herkes bundan sonra ne istiyorsa onu yazsın sayfasında, bu da benim mimim olsun :)
Bu arada sevgili Tutsi ve Kybele kitabımı tanıtmışlar sayfalarında çok teşekkür ediyorum hemen reklam amacı ile o sayfalarının linkini veriyorum aşağıda;
İnsan kendi kendisinin reklamını yapar mı diye düşünmeyiniz. Yaparım size ne ''delidir ne yapsa yeridir'' diye özlü sözümü yok mu ?
-var netekim
Dip not; Keyfe Keder beceriksizce yayınladığım boş sayfayı anında yakalayıp alaylı yorum yapmanı esefle kınıyorum :))