22 Mart 2014 Cumartesi

SÖYLENMEMİŞ TÜRKÜYE AĞIT

Pazar akşamı Volkan Konak programında yine yarama dokundu, zaten onunla( her ne kadar onun bundan haberi olmasa da) ortak acılarımız var.

Babasının ölümü ve benim babamın ölümü yakın zamanlara denk düşer ve ‘’Cerrahpaşa’’ şarkısını, o yıllarca  söyledi ağladı, ben dinledim ağladım hatta bir akşam bundan 9 yıl önce, o zamanlar program yaptığı barında en ön masada oturmuştum yine o şarkıyı söylemiş ve karşılıklı gözyaşı dökmüştük.

Yaram, en canlı yerim  ama benim yaram. Yıllar geçtikçe küçülen yine de  derinleşen yaram, onunla beraber yaşanmışlıklar, yeni hatıralar, yeni acılar biriktirdiğim yaram.

Her anıyı acıyı herkesle paylaşmamalıymış insan. O anı kişiye çok özelse ve anlattığın insan o acının veya  anının derinliğini hak etmiyorsa, sanki hatıraya da ihanet etmiş gibi oluyorsun. Bırak acını Volkan Konak ile paylaş,  olsun varsın haberi olmasın ama biliyorsun ki yüreği aynı senin gibi yanıyor.

Dediğim gibi 2 hafta önce  televizyon programında babasından bahsetti ve son son söylediği türküsünden. Konuk ettiği sanatçıdan da o türküyü söylemesini istedi.
Babamın türküsü geldi aklıma sık sık mırıldandığı ve söylemeyi beceremediği. O gittikten sonra hiç söylemedim  ben de beceremezdim zaten ve hiç dinlemedim de.
Babamın türküsü hiç söylenmedi.
O akşam Volkan Konak’ın babasının türküsünü dinledim ve hiç söylenmeyen babamın türküsüne ağladım  çünkü insan sustuklarını gözlerinden akıtırmış.

*

Pazartesi günü de her zamanki gibi işe gittim.
Bir hastam bir kafesle geldi içinde sarı siyah kanarya.
‘’ Çiçekleri çok seviyorsunuz, havyanları da seversiniz siz,  buraya çok yakışacak size getirdim ‘’ dedi.
Yeşilliğin arasına nasıl yakıştı, nasıl güzel ötmeye başladı.


Öğlen arası gözüm daldı kuşa, baktım uzun uzun ve çok derinlerden zar zor bir hatıra geldi canlandı gözümde.

7-8  yaşlarındayım babamın eve getirdiği ilk evcil hayvan, aynı bunun gibi sarı siyah bir kanaryaydı ve bir akşam annemler  alt komşuya gittiklerinde ben onu yıkamış, taramaya çalışmış, zavallı hayvanı hafif de olsa yaralamıştım.
Babam eve geldiğinde şaşkınlık içinde kuşu incelemiş bana ‘’Ne yaptın Sema doğru söyle’’ diye çıkışmıştı.
Gözlerimdeki korku ve pişmanlığı gördükten sonra da kızamamış ama kuşların ele alınmayacağını yıkanamayacağını hele de bir tarakla asla tüylerinin taranamayacağını onların çok hassa, narin hayvanlar olduğunu uzun uzun anlatmıştı.

Neyse ki hayvancağız iyileşmiş birkaç gün sonra tekrar uzun uzun ötmeye başlamıştı.

Tamamen unuttuğum hatıram beynimin derin karanlık kuyularından aniden çıkagelmişti.
Bir şey daha gelmişti, ben babamın söylenmemiş türksüne ağladığımın sabahı babamın kanaryası gelmişti bana.
Doğa boşluk kabul etmez derler,  mutlaka eksilenin yerine başka bir şey geçer. Yeter ki yerine geleni kabul et, bir kanaryam var şimdi söylenmemiş türkünün yerine her gün uzun uzun bana şarkılar söyleyen.

Sanırım bir ömre bir ölüme çare yok bu dünyada……

Belli bu gece uyku tutmayacak bu gecenin şarkısı da bu olsun

Ah dinlenesi dinlenesi de ağlayası Türkü bu



9 yorum:

Sokratesin Yeğeni dedi ki...

Merhaba Bucera (sizli-bizli konuşmayı doğrusu pek sevmem), babanı kaybetmiş olmana üzüldüm. Hep denir ya, "Her gidiş erken gidiştir," diye, sahiden de öyle, bunu en iyi sen bilirsin sanırım. Üzüldüm dedim de, tuhaf sözcük şu üzülmek, değil mi? Üzülüyorsun ama hiçbir şeyi değiştirmiyor üzülmen. Ne yaparsın, zaman geçer gider...
***
Sana kuşu getirip hediye eden hastanla aynı şeyleri düşünemeyeceğim ne yazık ki. Bir kuş her yere yakışabilir elbette, kafes hariç. Oldum olası kafeslere kapatılan kuşlar içimi acıtmıştır. Onu elinden geldiğince çıkar olur mu?

Sevgiler...

Bucera dedi ki...

Sevgili Sokrates ( ay yeğeniydin değil mi)
Aynı şey benim de aklıma takıldı hatta hem hediye eden kişiye hem de başka birine daha sordum ''yazık değil mi dışarı çıkarabilir miyim'' diye.,
İki kişi de benzer cevaplar verdi
bunlar uzun yıllardır nesillerdir kafeslerde yumurtalardan çıkan kuşlarmış bir de dışarı çıkınca çok korkuyor uçmayı beceremiyor cama çarpıp duruyorlarmış. Bildiğim kadarıyla kuşlarla aran iyi bir kanaryayı odada uçmaya sonra kafesine geri dönmeye alıştırabilir miyim?

B. dedi ki...

... :( hiç iyileşemeyecek bir yara... ne duygularla ve çağrışımlarla okuduğumu yazmaya gerek görmüyorum.

Bucera dedi ki...

@ B
Herkes kendi yolculuğunu yapar kendi payına düşeni alır sevgili B

Sokratesin Yeğeni dedi ki...

Yine merhaba. Evet, kuşlarla aram çok iyi gerçekten de. Onları çok severim. Serçeleri, sığırcıkları, güvercinleri, kırlangıçları ve daha nicelerini. Gelgelelim hiç kafeste kuş beslemediğim için sorunun yanıtını ne yazık ki bilmiyorum. Ama bir berber dükkânında görmüştüm, kuşlar hiç kafese girmiyorlar, tezgâhın, dolapların üstünde uslu uslu takılıyorlardı. Alıştırabilirsin bence.

Sağlıkla kal.

kaytan bıyık dedi ki...

kalanlara şarkılar eşlik ediyor bir türkü bi yerden gelip can veriyor ya insana seviyorsun o anı gülümsüyorsun garip bir biçimde anılardan akan damlalar...

Serdar dedi ki...

Başın sağ olsun Bucera :(

Kayıplar geri gelmiyor ne yazık ki ve gitmiyor da acısı. Üstü örtülüyor sadece ve en ummadık anda pat diye çıkıyor o acılar ortaya.

Kanaryan mutluluk getirir umarım sana :)

P.S: Şarkı adeta ciğerimi acıttı :(

Bucera dedi ki...

@ Kaytan bıyık
Zeki Müren den şarkı geldi aklıma çoktan unuturdum ben seni çoktan ah bu şarkıların gözü kor olsun
Sevgilerimle
tekrar beklerim

Bucera dedi ki...

@ Serdar
Hoş geldin sefalar getirdin,
teşekkür ederim önce evet haklısın ummadık yerde çıkıyorlar zorla üstleri örtülenler.

Şarkı da şarkı amma :)