erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2010 Cuma

HEYY GİDİ DAĞ GİBİ ADAM






Hey gidi dağ gibi adam, nasıl da topallayarak girdi odama. Elli yaşlarında, boylu poslu ama bakın ki kaderin cilvesi; beli tutulmuştu. Mağrur erkek duruşundan bir şey kaybetmemeye çalışarak ’’Belim tutuldu doktor hanım‘’ dedi, ciddi bir ses tonuyla. Eşarplı karısı ellerini önde kavuşturmuş biraz üzgün, daha çok sıkkın yanında duruyordu.
Görebilir miyim? tam olarak neresi ağrıyor? ‘’diye sorunca, karısı hemen fırladı, yanına yaklaştı, gömleğini yukarı doğru sıyırmaya başlamıştı ki; yaralı bir aslan misali kükredi, kaderin cilvesini yemiş, sakat ama yenilmemiş mağrur hastam. ’’Bıraaakk, yavaş, şimdi daha çok ağırdı, bırak ben yaparım’’ Çok acı çektiği gerçekten her halinden belliydi. Karısı sinmiş, bir adım geriye gitmiş bize bakıyordu.
Çok uzatmama gerek yoktu, baktıktan sonra ‘’Çok ağrınız var sizin, acile geçin bir iğne yapsınlar’’ dedim.
Hani bilirsiniz, karikatürlerde çok kullanırlar ‘’şimdik sıçtık’’ ifadesi veren, zoraki bir gülümseme eşliğinde, eyikiki eyikiki ‘’O kadar bişem yok siz hap verin, ilaç verin geçer, bişem yok benim ‘’ diyordu, sahte, sevimli bir hal takınmıştı, adeta yalvarıyordu. Karısı ile göz göze geldim ‘’Çok mu korkar iğneden’’ dedim.
‘’Evet, çok korkar, siz ona en büyüğünden verin doktor hanım‘’dedi. Gülümsedim, kadına hafiften göz kırptım. Demin karısına horozlanan erkekten eser kalmamıştı’’ eee yaşasın kadın dayanışması, düştün mü elime?’’ diye düşündüm içimden.
‘’Aaa ne oldu size, ay bir iğneden mi korkuyorsunuz? Hay Allah, küçücük çocuklar oluyor, size ne olacak, hem bakın adım bile atamıyorsunuz, iğnesiz olmaz. Hem burada patron benim, ben ne desem o olur. ’’dedim, yarı alaylı yarı otoriter ses tonu ile. ’’Eşiniz size yardımcı olsun, acile geçin hemşire hanımı gönderiyorum.’’ diye ekledim.
Hemşire hanıma ****** ampul yapın dedim. Çok faydalı etkili bir ilaç. Daha önce o iğneyi olanlar çok da can yaktığını söylemişlerdi. Bundan dolayı mı seçmiştim o ilacı? Yok canım sizin içiniz fesat, dedim ya etkili bir ilaç, çok canı yandığından ona çok iyi gelecek. Hem sadece ona değil, karısının da içinin yağları eriyecek, böyle faydalı bir ilacı niye seçmeyeyim?
Aslında bu küçük olayın altında çok derin, psikolojik, sosyolojik dinamikler yatıyor. Tüm bu sebepleri düşünmeden de yapamadım.
Her fırsatta güçlerini, erkekliklerini sergilemekten çekinmeyen bazı beyler, neden küçük bir acıya bile dayanamıyor, dayanmamakla kalmıyor eşlerini de ezmeye çalışıyor? Aslında bu tür erkekler kadınlardan korkuyor, korktukları için eziyorlar. Doğaya dönüp bakın, kedi korktuğu zaman tüylerini kabartıp, cırlamaz mı? Tüm bu korkuları yetmezmiş gibi, toplum da onlara güçlü durmayı, dişisinin yanında zaaflarını belli etmemeyi, korkmuyor gibi davranmayı öğretmiş, Onlar da zayıf görünmektense, zayıf anlarında kükreyerek, korkularını gizlemeye çalışıyorlar. Nasıl korkmasınlar bizden? En başta anlamıyorlar. Kaba kuvvetimiz yok ama garip bir gücümüz var. Kendisi bir beli tutulunca adım atamaz hale gelirken, bu kadınlar her ay, içlerindeki avuç içi büyüklüğündeki yaradan kanıyorlar. Günlerce yaraları kanıyor da genellikle ‘’gıkını‘’ bile çıkarmıyorlar. Avuç içi kadar büyük yaraları ile tarla da sürüyorlar, işe de gidiyorlar. Her ay kanayarak yenileniyor, yeni bir döngüye giriyorlar, belki de yeniden doğuyorlar. Ya hamilelik, doğum? Bir canlı yaratma gücü? Tanrının yaratma gücünün uzantısı kadınlar. Yaradan kadınları seçmiş. Ne büyük üstünlük, ne büyük gurur.Ya doğum? Kadının içinin parçalanması, saatlerce süren çığlık ve kan. Vücudundan parçanın kopması ve en büyük mucize ile yeni bir canlıya dönüşmesi. Doğum sonrası o sonsuz mutluluk ve huzurla aniden o acıdan eser kalmaması?





Nasıl korkmasınlar, öyle mükemmel bir canlı var ki karşılarında, korkuyorlar, korktukça da tüylerini kabartıyor, kamburlarını çıkarıyor ve dişlerini gösteriyorlar.