boncuk bok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boncuk bok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2010 Pazartesi

HER ZAMAN BOKUMUZDA BONCUK BULUNMAZ



Çocuk nöbetlerimiz en zor nöbetlerimizdi. Çocuk genelde derdini anlatamadığından acil ayırımı yapmaksızın sabaha kadar poliklinik yapardık. Hal böyle olunca da gündüz kalabalıktan kaçan anneler çocuklarını geç saatlerde getirilerdi. Bizce mahsur yok tabii, zaten 24 saat poliklinik yapan iki kıdemsiz asistan nöbetçi olurduk, işimiz bu.
Bazen sabaha karşı saat 3-4 gibi uyuklamaya fırsatımız olurdu. Tam bitap düşmüş, tatlı uykuya dalmışken uyandırılıp hastaya çağrılırdık. Büyük merakla fırlardık’’ Bu saatte acaba ne geldi? ‘’diye.
Bir keresinde yine bu saatlerde uyandırılmışım anneye şikayetini sordum’’ iştahsız’’ dedi.
_ Hımm anladım kaç gündür öksürüyor?
- Öksürmüyor, iştahsız.
-Peki o zaman ateşi mi çıktı?
- Yok yemek yemiyor.
-Kusuyor mu? Kaç kere kusutu?
- Yok kusmadı hiç.
-Eee kadın şimdi sen bu saatte bu çocuğu iştahsız diye mi getirdin? İnsaf be.
-Evet ne var ? Gece uyandı süt verdim içmedi, ben de getirdim iştahsız diye. Ne olmuş doktor değil misin sen bakmayacak mısın? Madem bakmayacaksın neden doktor oldun? Ne biçim doktorsun? İnsanlık yok mu sende ?......dır dır dır car car car
‘’Doktor değilim ben, hele insan hiç değilim, hayvanım ben hayvan ki bu memlekette doktor olduk’’ diye söylenen iç sesimle ve la havle vela kuvette çekerek hasta muayene ettiğimiz çok olmuştur.
Anlatacağım ikinci anı benim için de ilginçti. Oldukça yoğun hasta akınından sonra saat sabahın üçü gibi biraz uzanmıştım. O kadar yorgundum ki uzanır uzanmaz uyuma moduna girmiştim. Bedenim anında gevşemiş hatta yarı açık ağzımın kenarından sızmaya hazır bir salya kütlesi bile oluşmuştu. Bilincim henüz açıktı fakat dışarıdan bakılsa ‘’ohooo gitmiş bu’’ izlenimi veriyordum ki ayak sesleri duymaya başladım.’’ Allahım ne olur personelin sesleri olsun bu sesler ‘’derken çocuk ağlama sesleri de eklenince anladım ki hasta gelmişti. Ardından personelin sesi
‘’Dohtuuur hanııım galk hasta geldi’’
Gahtık tabii mecburen. Bir yaşlarında bir bebekti gelen.’’Nesi var ‘’diye sordum.
- ‘’Üç gündür kaka yapmadı bir de ağlamaya başladı’’ dedi annesi.
‘’ Gaz çıkarıyor mu ? ‘’diye sordum.
Evet cevabını alınca rahatlamıştım. Basit bir kabızlık olma ihtimali yüksekti. Muayenesinde pek bir özellik yoktu. Barsak sesleri normaldi.
Makatından ilaç sıkıp boşaltmaya karar verdim. Babaya ilacı aldırdıktan sonra bebeğin altını açtım ilacı sıktım. Anne, baba, ben dört gözle beklemeye koyulduk. Muayene odası çok aydınlık değildi. Müşahadedeki çocuklar rahatsız olmasın diye her yerin ışıkları yanmıyordu.
Bebek bir süre sonra ıkınmaya başladı. ‘’Oley dedim içimden bir güzel boşaltsın bağırsaklarını da hepimiz rahatlayalım belki biraz uyurum.’’
Önce biraz ilaç ile karışık dışkı geldi sonra garip bir şeyin ucu göründü. Annenin gözleri kocama oldu baba bokun içine giriyordu adeta ben ise ‘’Bu ne lan dedim’’ içimden.
Böyle yeşil renkli yassı bir şey görünmeye başladı. Anne oradan panikle sormaya başladı.
-Doktor hanım bu ne? Ne oluyor yavruma?
- Sakin olun hanımefendi korkmayın bu şey….
’’Gerçekten ne lan bu ? ne diyeceğim? Bu kadar yeşil kocaman bir parazit yok ki ? Yassı solucanlarda böyle koyu yeşil olmaz ki? Parazitolojiyi her zaman severek okudum olsaydı bilirdim böyle bir şey yok anasını satayım ayy kadın hala bana bakıyo çaktırma emin duruşunu bozma her şey kontrolün altındaymış gibi dur.’’
Ben böyle saniyeler içinde bir sürü şey düşünürken çocuk bir yandan bol gazla beraber içindeki yeşil şeyi çıkartmış ve o şeyin patlamış balonun yarısı olduğu ortaya çıkmıştı.
Hepimiz rahatlamıştık. Rahatlamanın sevinciyle anneye takıldım ‘’ İyi ki patlamış balonu yutmuş yoksa bu kadar gazla o balonu şişirerek de çıkarabilirdi.
Nadir bir şey oluyordu. Saat sabahın üçünde çocuk acil polikliniğinden kahkaha sesleri geliyordu.
Ne demiştik başlıkta ?
Her zaman bokumuzda boncuk bulunmaz.
İşin içinde çocuklar olunca boklarında her zaman her şey bulunabilir.