4 Ocak 2012 Çarşamba

BENDE BEYİN UYUŞMAZLIĞI VAR ALLAH DÜŞMANIMA VERMESİN








İnsan, organları ve ruhu ile bir bütün de olsa asıl kumanda merkezinin beyin olduğunu herkes bilir. Benim beynim bırakın kumanda merkezi olmayı, apayrı bir kişilik hatta kişi, üstüne üstelik de erkek. Yok yanlış düşünmeyin, ben beynimi ruhumdan ayrı tutuyorum. Ruhen tabii ki kadınım ve kişiliğim var ama bu ruhumun emir gönderdiği komuta merkezi bir erkek hem de adı Nuri. Buradaki erkek kavramı cinsiyetten ziyade kişilik, davranış yani ahvali tanımlama amacı ile kullanılmakta. Bu kadar soyut bir kavramı somutlaştırmak için yapılmış bir şey ya da Nuri nihayet dile geldi kendini anlatıyor.


Ben beynimden çok çektim, o da benden çekiyor. Normalde eğer ben ona bir görev vermediysem çok yoğun çalışır, o zamanlarda da Nuri değildir zaten. Zaman zaman uçarı bir çocuk, nadiren duygusal bir şair sık sık da şizofreninin pençesinde bir delidir, hiç durmaz sürekli düşünceler, görüntüler, hatıralar bulup bulup gözüme gözüme sokar amaaa gel gelelim ki eğer ona ihtiyacım varsa hemen Nuri olur.


Nuri biraz kilolu ve göbekli, eski yağlı bir tişört var üstünde. Asıl rengi belli olmayan yıllardır kullanıldığı için artık grimsi renge dönüşmüş, kısalmış tişörtünün altından göbeği görünüyor. Ayrıca Nuri kıllı ve çok tembel. Ona işim düştüğü zaman ya sedirde oturmuş ayaklarını toplamış nargile içerken ya da kahvede okey oynarken buluyorum kendisini.


Düşünsenize bu adama tıp okuttum ben.


Çok çekti elimden çok. Ya ben ? Benim ömrüm çürüdü Nuri ile uğraşmaktan. Bir gün ruhumu şu bulduğum resimdeki gibi teslim edeceğim içimdeki Nuri özgürlüğüne kavuşarak kıçına kına yakacak.


Tıp fakültesinde yıllarım böyle geçti;


-Nuri vizeler yaklaşıyor ne olur kalk al şu anatomi kitabını eline okuyalım azcık yetişmeyecek.


Nuri nargilesinden bir nefes alır, kıçının altındaki ayağını iyice yerine yerleştirir ki bu beden dilinde; hiç yerimden kalkmaya niyetim yok demektir ve camdan bakmaya devam eder.


Söylenmelerim işe yaramaz, yerinden kalkmaz ertesi gün de yalvar yakar olurum oralı olmaz. Sınavdan bir gece önce geç bir saatte artık kahvelerden toplarım kendisini, dökerim önüne koca koca kitapları.

-Al bakalım, nasıl yetiştireceksin al bunları oku, yarın sınav var, hele bir düşük al Nuri canına okurum senin.

Zavallı Nuri başlar göbeğini kaşıyarak, gözlerini devirerek, sayfaları çevirmeye okumaya .


Çok sıkılır, bunalır, okkalı küfürleri savurur,bana kızar, kaderine lanet eder;’’ Böyle bir ruha, neden ben beyin oldum neden ben? Allah’ım reva mı bu bana? Ne güzel arkadaşlarım var hepsinin ruhu da kahvede okey oynuyor, maça gidiyor ben niye tıp okuyorum?


Ben de ondan çok çektim; son güne kalmış okunması gereken yüzlerce sayfa notlar, son günlerde sabahlamalar, yetişmeyecek diye paniklemeler, ağlama krizleri ve ucu ucuna geçilen sınavlar…


Öğrencilik hayatım böyle geçti, gelelim günümüze.

Nuri ile barışamadık, ona sorsan hala çok çekiyor benden, bir rahat yüzü görmedi, bitmiyor derdim; yok kitap okuyacakmış yok okuduklarını hatırlayacakmış, şiirleri ezberleyecekmiş, kimin şiiri bu diye sorduğumda bilecekmiş. Bazen bir çemkiriyor.


- Yeter be, şiirleri okuduğuma şükret, o kadar saçma sapan şeyleri bir de ezberleyemem. İşine gelirse benden bu kadar.
Ne diyeyim bazen susuyorum haklı, zor bir hayatı oldu, bu ruha o beyin, şiddetli geçimsizlik var ama ben de haklıyım değil miyim?
En büyük sorunu da poliklinik ortamında yaşıyoruz.

Nuri isen Nuri’sin ben ne yapayım? Hasta dün gelmiş uzun uzun konuşmuşuz dinlemişim, bu sabah tahlile çağırmışım hastanın yüzüne bakıyorum hiçbir şey yok bende .
-Nuri Nuuuri kime diyorum? Ne konuşmuştuk çıkarsana bilgileri?
Nuri daha uyanamamış bekar odasındaki yatağında, ben Nuri dedikçe sağa sola dönüp kirli çarşafını kafasına kadar çekmekle meşgul.

O kadar sıkılırım ki hasta bana bakar’’ dün gelmiş o kadar konuşmuştuk ya’’ der gibi.
- Neyiniz vardı bir hatırlatın bana ‘’derim zaman kazanmak için.

Bu arada Nuri’nin başına dikilir en cırtlak sesimle bağırırım.

-Nuri çabuk kalk son defa uyarıyorum dün gelen şu kadının bilgilerini dök.
Nuri bakar ki kurtuluş yok oflaya puflaya kalkar, seksenlerden kalma oymalı vitrine doğru yürür. Vitrinin ortasında oymalı kapaklar menteşelerinden gevşemiş olduğundan kapaklar açık durmaktadır, içerde ise yetmiş ekran eski bir televizyon ve televiyonun üstünde sağında solunda atılmış eski DMO ( devlet malzeme ofisi) damgalı dosyalar.

-Hangi kadın ‘’ diye geri çemkirir Nuri

- &-Adı****imiş.

&bBilmiyor musun ben isimle dosyalamam, adından anlamam neyi varmış kadının?


O esnada ben de dosyalara göz atarım. Dosyaların on yüzünde isim yerine;


‘’ Kırmızı eşarplı tatlı teyze’’


''Çok konuşurken terleyen adam’’


‘’Çocukken ağaçtan düşmüş kadın’’


‘’ Konuşurken az daha beni bayıltan hatun’’ gibi tanımlamalar yapmış.


-Hey Allah’ım böyle mi dosyalıyorsun hastaları ? Ya sabır ya sabır, diye söylendikten sonra, kadının söylediklerini Nuriye anlatırım belki ne yazdığı hatırlaması daha kolay olur diye. Bir süre sonra Nuri üzerinde ‘’Tansiyonu yüksek çıktı, karnı yıllardır ağrıyormuş muhtemelen önemli değil’’ yazan dosyayı bulur ve kafama fırlatır.

-‘’Al al yedin kafamı sabah sabah’’

O dakikaya kadar kadının yüzüne boş boş bakan ben, dosya bulunduktan sonra her şeyi hatırlarım. Karın ağrısını, geçirdiği ameliyatları, hasta yatağında eltisinin nasıl laf soktuğunu ( hey Allah’ım Nuri bunu yazmana ne gerek var) kullandığı ilaçları tansiyonunun kaç olduğunu.

Dosya bulunana kadar salak bir görüntü veren ben, sonradan sıraladığım ayrıntılı bilgilerle doktorluğun şanını son anda kurtarırım.



Benim işim çok zor, bende beyin uyuşmazlığı var işte. Yok ruh uyuşmazlığı ,ten uyuşmazlığı varmış, varsa var, ayrılırsın o kişiden uyanını bulursun. Bende beyin uyuşmazlığı var, ne yapayım onunla doğmuş onunla öleceğim kurtuluş yok


Zaman zaman dostlarım bana zarif bir kadın olduğumu söylerler ama hiç yakıştıramam kendime, düşünsenize, kafatasımın içinde orasını burasını kaşıyan, geğiren kir pas içinde tembel bir Nuri oturuyor ne kadar zarif olabilirim ki ben?



Sanki onlar bana Mona Lisa der, ben aynaya bakar Mona Rıza görürüm.



Allah beynin de hayırlısını vermeliymiş dualarınıza yeni bir dua ekleyin dostlar.

13 yorum:

Adsız dedi ki...

haha, müthiş! okuduktan sonra kendi beynimi değerlendirmeye koyuldum. Benimki de tembel, telaşlı bir çocuk, tahtaya çıkınca her şeyi unutanlardan...
Sevgiler,
Gökçe

men de boor dedi ki...

allah kolaylık versin, nuriyle işin zor. belki onu bir huri düzeltebilir, sonuçta erkek değil mi :D

Mahmut EMİN dedi ki...

Şöyle demiştiniz:
"...Sizin sorduğunuz bazı soruları ben de sordum kendime.
içimizdeki karadelikler ?
Sanırım düşünme sırası bende.."
Şimdi bende anlamaya çalışıyorum. Hayatımız, dünyamız... bir Nuri dir ve Nuri'nin peşinde. Ya da Nuri'yi peşimize takıp,hayatımızı bildiğimiz gibi Nuri'ye rağmen yaşamak...Sanki ben biliyor muyum ki?
En büyük harflere teşekkür...
Muhteşem di...

R.Erkan Sezgin dedi ki...

Ne kadar şanslıyım ki bende Nuri bütünlüğü var:)) Ruhum ve bedenim Nuri... Eline sağlık...

Sokak Kedisi dedi ki...

Hepsine tamam. Ama nedense ben, senin gibi, zerafet abidesi bir ruhun ve bedenin içindeki beyin Nuri'nin kıllı olmasını bir türlü kabullenemedim :))

Hastaları dosyalarken kullandığı yönteme de ayrıca bayıldım. Benim doktorum, beni nasıl aklında tutuyor olabilir acaba diye düşünmekteyim. Sorsam mı? :))

Bucera dedi ki...

@ Gökçe
Yazımı okuyan bir çok arkadaşım senin gibi içine bakmaya hatta isimler takmaya başladı. Ne Nuriler Abdullah'lar çıktı :)

@ Men de boor
Haha kısa yoldan çözüm ha? O kadar yer yok beynimin içinde bir de Hurinin kaprisleri ile uğraşamam. Nuri tembel membel ama dümdüz :)

@ Mahmut Emin
Nuri de içimdeki karadeliklerden biri sanırım.
Teşekkür ederim

@ Erkan Sezgin

Ha ha çok güldüm akşam akşam tuşlara basan ellerine sağlık

@ Sokak kedisi
Sor, bence doğru Türkçe kullanan, nefis cümlelerle şikayetini anlatan kadın diyordur.

cüneyt uzunlar dedi ki...

john berger görme biçimleri'nde kadının ikiye bölünüşünden bahseder... "kadın seyreden ve seyredilen olarak ikiye bölünmüştür ve seyreden kısmı erkektir" der... nuri tembel bir seyirci gibi görünyor sende de... bugün bu kısmı öğrencilere okuduydum... tesadüfün iğne deliği :)))

zihni dedi ki...

Çok kaliteli bir deneme yazısı. Yalnız deneme mi, aynı zamanda mizahı çok güçlü.
Bu konuda düşüncenin gücü sanki bu yazının analizi gibi....

nesimi dedi ki...

bütün bu yazıları dolayısyla deli doktorumuzu nuriye borçlu olduğumuzu unutmayalım.ben bi selam göndermek isterim nuri kardeşime..

Bucera dedi ki...

@ Cüneyt

Hoş bir tesadüf olmuş gerçekten.John Berger haklı o kadar tembel ki Nuri sadece izliyordur bence de :)

Bucera dedi ki...

@ zihni

Yazınızı okudum elinize sağlık, ziyateriniz katkınız ve beğeniniz için teşekkür ederim

@ nesimi
Sevgili Nesimi beni güldürdünüz, Nuri ise, elini göğsüne götürdü, başını hafifce eğerek eyvallah abime'' dedi
selamını aldı yani

operadakikazulet dedi ki...

Gerçekten de yazın keyifle okunası bir öykü olmuş. Nuri, kızlara düşkün değil mi peki? Aseksüel mi?

Bucera dedi ki...

@ Kazulet
Kazuletcan efendim Nuri'ye çok fazla özellik yüklemeyiniz :) o sadece beynimde benim emirlerimi alan kumanda merkezi.
Öyle aşk meşk yazıları çıkmaz ondan :)
Geldiğin için yazdığın için teşekkür ediyor ama bu arada sana :)