7 Şubat 2010 Pazar

HATIRALARIMDAN ''KARANTİNA NÖBETLERİ''




Asistanlık yıllarımın en zor geceleri karantina nöbetleri olmuştur. Adının karantina olduğuna bakmayın, ilk ben de anlamamıştım. Kuduranları mı tecrit edeceğiz? Bulaşıcı hastalıkları mı kontrol edeceğiz? Alakası yok. O gün nöbetçiysen yani karantina da nöbetçiysen, o gün, sonra bütün gece, yetmedi, sabanın sekizine kadar, hemen hemen Avrupa yakasının tüm adli olayları sana uğrayacak demektir. Bıçaklanmalar, baskınlar, tutuklanmalar, tüm mahalle kavgaları eğer tutuklanma olmuşsa, hücre evi baskınları, yabancı uyruklu kadınların tutuklandığı ev baskınları. Tahmin edin artık curcunayı. Her tutuklanan kişi önce bize gelir, biz de başlarız.
‘’Polis eşliğinde sağ kolu damgalı (neyse ki ıslak damga kavramı yoktu, gelene kadar kuruyordu) olarak gelen ***** isimli şahısın muayenesinde v.s..………tüm vücut soyulur aranır,taranır gerekirse filmler çekilir, cerrahi, nöroşirürji veya Kadın doğum konsültasyonu istenir, geçici adli rapor yazılır. Düşünsenize bir otobüs dolusu travesti ya da ne bileyim yasa dışı örgüt üyesi getirilmiş işimiz iş yani.
Bir gün yine böyle öğrencileri yürüyüş yapıyorlar diye tutuklamışlar, içlerinden birine cerrahi konsültasyonu istedim. O gün de memleketi İzmir olan kıdemli muhafazakar bir abimiz nöbetçi. Eğer hastane, eğitim hastanesi ise kıdemli nöbetçi cerrah demek, haşa ama oranın Allahı demek, öyle bir ast üst ilişkisi vardır cerrahi bölümlerde. Altındaki cerrahi asistanlar pervane olur, biz garibim karantina doktoru zaten sivrisinek gibi bir şeyiz onun için. Şimdi hatırlamıyorum sebebini ama
-’’ ***** abi, şu çocuktan cerrahi konsültasyonu istedim,’’dedim.
Kağıtları eline aldı baktı, çocuk İzmir doğumlu, yüzüne birden şefkat ifadesi yerleşti, beş karış suratla duran çocuğa doğru döndü.
-’’Bak İzmir doğumluymuşsun ben de İzmir’liyim, yavrum ne işin var anarşiklerin arasında? Niye karıştın bu işlere?
Sanki karşısında on beşinde evden kaçmış, sonra kötü adamların eline düşmüş pavyon baskınında tutuklanmış saf, salak kız var da, onun elinden tutup bu hayattan kurtaracak. Koskoca yirmi küsür yaşında bir üniversite öğrencisini yasa dışı gösteri yapıyor diye getirmişler. Fikirleri, doğruları var, uğruna savaş verdiği görüşü kendi seçimi. Sen şimdi Hulusi Kentmen tavrını takındın diye birden çözülecek, göz yaşları içinde boynuna atılacak ‘’Affet abi affet kurtar beni bu yoldan’’ diyecek hali yok ya. Netekim demedi. Sinirli bir yüz ifadesi ile döndü
-‘’Ne diyorsun baba ya sen ya zaten canım burnumda, ‘’dedi.
Bizim cerrah abimiz mosmor karizma yerlerde. Ben mi? Tabii ki güldüğümü anlamasın diye kıpkırmızı bir yüzle için için kaynayan çaydanlık gibi fokurdayarak oradan kaçtım.
İkinci anı ise trajikomik bir anı. Yirmi dört saat süren bu nöbetlerde, üç metre karelik camlarla kaplı bir odada, bir hemşire ile diz dize, göz göze nöbet tutulduğunda, kiminle nöbetçi olduğun önemlidir. Aynı şekilde hemşire de merak eder ‘’Acaba nasıl bir doktor ile nöbetçiyim? inşallah uyuzun teki değildir ‘’diye.
Nöbetçi olduğum gün karantina odasına geldim bir hemşire hanım oturuyor tanımıyorum. Elimi uzattım kendimi tanıttım. O da ‘’merhaba ‘’ dedi, elimi aldı yetmedi uzandı öper gibi ama baktım öpmüyor ciddi ciddi kafa tokuşturuyor. Anladım ki oldukça milliyetçi bir hanımla nöbetçiyiz. Bence bir mahsuru yok.
’’İnşallah rahat, az vukuatlı nöbet olur’’ dedim.
’’ İnşallah’’ dedi.
Polisler gelip gidiyor, olaylar saatler ilerliyor güzel güzel çalışıyoruz. Bir adam getirdiler polis eşliğinde bir de üç Ukraynalı kadın, onları çalıştırıyor diye tutuklamışlar. Bizim hemşire hanım coştu.
-’’Tühh Allah belanı versin, namussuz, utanmıyor musun ?
Adam ezildikçe eziliyor, büzülüyor. Bir yandan helal olsun diyorum hemşire hanıma herifin p…nk olduğunu hepimiz biliyoruz da hiçbirimiz yüzüne söyleyemiyoruz. Helal olsun demesine diyorum ama yeri değil burası, adamı götürecekler ifade verecek iki saat sonra serbest, kanun yok ki memlekette ne desen de. Bir de ortam gerilmesin, adam terbiyesizleşmesin diye düşünüyorum, hemşire hanım da coştukça coştu şöyle masanın altından dürtmeye çalışırken demez mi?
’’Vatan haini ahlaksız herif memlekette bu kadar Türk varken yabancı işçi çalıştırmaya utanmıyor musun?
Bir an sessizlik oldu iki polisin arasında iyice ezilmiş büzülmüş olan nam-ı diğer kaçak işçi çalıştıran eleman bile başını kaldırmış, şaşkın şaşkın bakmaya başlamıştı. Bir şey yapmalıydım hemen sözü aldım .
-’’Evet şöyle muayene odasına geçin, hemşire hanım siz de geçici raporun bilgiler bölümünü doldurun lütfen’’diyerek olayı geçiştirmeye çalıştım.

Olunur olunur da her konuda da milliyetçi olunmaz ki kardeşim?

15 yorum:

KatranKarası dedi ki...

Profil fotoğrafını değiştirmişsin, o fotoğraftaki sen misin? Süper olmuş :)

Trajikomik hikayelerin harika, "tavuk suyua çorba" kitabı gibisin, her hikayen güldürdüğü gibi bir kıssadan hisse barındırıyor.

Sevgiyle...

bucera dedi ki...

Evet fotoğrafım inernetten indragandi değil kendi fotom evimin koridorunda çekildi :))
Nasıl beğendin mi? Güzel çıkmışım değil mi aslında hunili olması lazım ama yüzüm görünmesin diye maskeyi tercih ettim.
Malum hasta mahremiyeti tanınmamam gerek zaten gerçek halim maskeli halime çok benziyo :))

Adsız dedi ki...

ben sonunda hemşirenin kocası çıkacak diye beklemiştim ama olmadı

Sokak Kedisi dedi ki...

Karantina ne demek şimdi öğrenmiş bulunuyorum, pes demek lazım bana :))

Yabancı işçi meselesi aslında ülkece geldiğimiz noktanın çok net bir ifadesi olmuş Sevgil, Bucera. İçi boş söylemlerle o kadar dolduruluyoruz ki olaylara göre muhakeme yapabilme yeteneğimizi çalıyorlar bizden resmen.

Hemşire hanım o kadar bellemiş ki kafasında sadece "yerli malı" imajı çökmüş kalmış işte, aynı değişen neslimiz gibi...

Zevkle okudum her satırını,

Sevgiler

bucera dedi ki...

@ adsız
Senini düşlediğin son daha heyecan verici ama elde ne varsa onu yazıyorum yani gerçekleri.Kurgu olsaydı senin sonunu seçerdim inan ama elden gelmiyor yoksa dükkan senin yani :)

bucera dedi ki...

@ sokak kedisi

Evet içi boş söylemler halk olarak inandığımız ,peşinden gittiğimiz ,tekrar ettiğimiz....
ben de yorumlarını zevkle okuyorum

Erkan BAL dedi ki...

ilk anektod ismet özelin "valdo sen neden burda değilsin"ini hatırlattı. demek nümayiş yaparsak, işin ucunda yediğimiz copların bedenimizdeki izlerini sayenizde kayda geçireceğiz... vatan sağolsun. ya içimizin acıları???

ikinci anektod da ise: hemşire hanımın yerli müteşebbislerden tanıdığı mı varmış diye sorasım geldi.

kaleminize sağlık efendim. yazın da okuyalım...

bucera dedi ki...

@ Erkan

Yok artık daha genç doktorlar copların izlerini kayda geçiriyorlar ben oralardan ayrılalı çok oldu.
Yazma konusuna gelince,ben de dertliyim o kadar lafbazım etrafa laf yetiştiriyorum blog sayfasına gelince ''sus'' geliyo sanki.
Yazacağım yazacağım inşallah :)
Teşekkürler

bad-ı saba dedi ki...

hehehe:)süper bi yazıydı bucera.katrankarasının yorumuna katılmamak mümkün değil.tavuk suyuna çorba tadında hikayeler..hikaye değil, gerçekler aslında..ta hayatın kendisi:)

bucera dedi ki...

@ bad-ı saba
Bence asıl gelip okuman süper :)

bad-ı saba dedi ki...

bence senin masken süper:))

Yasin dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
KYBELE F dedi ki...

hHAHAHAHAHAHA!!!! o hemşireye burdan selamlar, yaşıyorsa eğer :)

"bir" kadın var bana yazılarını okurken kahkaha attıran: bucera!!!
yaşa!!!

karantina denilen yer demek böyle bir yermiş, dışardan pek bi ürkütücü geliyo ama içerde komik şeyler yaşanıyormuş:)

Bucera dedi ki...

@ Kybele

Güldürdüysem ne mutlu bana onca sıkıntı dert arasında pek kolay olmuyor çünkü .

sevgiler

ata_306 dedi ki...

buyıldım bu yazıya peki bu karantina nöbetinin bu kadarcıkmı başka olmadımı orda nöbet olduysa her dakkası olaydır zaten bekliyoz yenilerini