18 Kasım 2009 Çarşamba

BENİ HANFENDİ ÇİZGİMDEN ÇIKARMAYIN BEA




Otuzlu yaşların en önemli getirilerinden birisi de ani çıkışlarımın artık pek olmaması.Yirmili yaşlarımda biraz Karadenizli olmamdan, birazda karakter özelliğimden kaynaklanan saman alevi parlamalarım kalmadı sayılır artık. İkizler burcuyum, inişlerim çıkışlarım var tabii ama hüzün ve neşe arasında geçiyor bu dalgalanmalar. Çok sevdiğim bir sözüm vardır ‘’Nefret sahibini kemiren kanserli bir duygudur’’ Öfke de öyle, o da daha çok sahibine zarar verir. Kızdığım bunaldığım konular yok mu? Var tabii ama stres ile başa çıkma yöntemleri geliştirdim. Komik yönlerini bulup onları ön plana çıkarıyorum, daha çok gülüyor, şakalaşıyor ya da daha çok gülümsüyorum insanlara. Karşımdaki kişi sabrımı mı taşırdı? Olmadı dalga geçiyorum inceden, çaktırmadan tiye alıyorum. Bizim toplumumuzda bu sinir savaşı pek bilinmez, bu daha çok batılıların tarzıdır. Biz böğüre böğüre gözlerimizi patlatarak kavga etmeyi biliriz sadece.
Mesela aylar önce, yirmi yaşlarında çok bilmiş bir kızcağız uygun görmediğim bir ilacı yazmayınca, ağız dalaşına başlayıp,hemen bilinen o söze başladı.’’Sen burada nasıl oturuyorsun biliyor musun?’’
Hemen lafı ağzından aldım, ne diyeceğini çok iyi biliyordum. Kocaman bir gülümseme, sahte bir minnet ifadesiyle ’’Tabii ki senin ödediğin vergiler sayesinde burada oturuyorum, maaşımı alıyorum, çok teşekkür ederim.’’dedim. Bocaladı , şaşırdı, kendince taşı gediğine koyacaktı ama taş kursağına takıldı kaldı.
Bunu çok sık yaparım, hiç sesimi yükseltmem, gülümserim, bazen hak ediyorlarsa alaylı bir gülümseme oturtarak suratıma, laflarımı inceden geçiririm. Karşımdaki bocalar, anlamaz ‘’Namussuzum kötü bişi söylüyo ama anlamadım hiç kızmıyo, gülümsüyo bana yaaa’’ , diye düşünür. Şaşkın ,salak bir ifade ile uzaklaşırlar, jeton düşünce de iş işten geçmiş olur .
Geçenlerde tüm bu anlattıklarımı yapamadım, öfkelendim, kendime şaşırdım. Benim bu hayatta en çok alın teri döken kol gücü ile ekmeğini kazanan insanlara saygım vardır. Bu düşüncemle ile ilgili bir yazım var zaten (bakınız http://bucera-hayatadair.blogspot.com/2009/10/o-ellerden-utanma.html) Bizim poliklinikte taşeron firma aracılığıyla asgari ücretle çalışan, temizliğimizi yapan iki hanım çalışmakta. Benim katımda çalışan orta yaşın üstünde, zayıf , gayretli bir kadıncağız. Her öğlen koridoru paspaslar ve temizlik yaparken‘’Öğlen arası hanımlar girmeyin, yerleri çamurlamayın kurusun. Saat 13.00 de başlayacak gelmeyin boşuna’’diye söylenir. Geçenlerde öğlen arası odamdan çıkmamışım, bir şeyler okuyor bir yandan da yine****hanımın söylenmesini dinliyordum. Bu sefer bizim ***** hanım tek başına söylenmiyor,karşılıklı bir hanımla atışıyordu.*****hanım ‘’Lütfen çocuğuna sahip çık ,kaç kere geçtim paspasla aynı yerden yazık değil mi bana ’’ Karşısındaki hanımın ise söylediği son cümleyi hatırlıyorum. ’’İşin ne tabii ki temizleyeceksin’’ Orada film koptu.
Yerimden ne zaman fırladım, kapıyı kilitlemiştim nasıl açtım, kadının başına ne zaman dikildim hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde kadına bağırıyordum ’’Ne demek, işin bu tabii ki temizleyeceksin ? Senin hiç mi çalışana, insana, emeğe saygın yok? Kaç yaşında kadın var karşında, alın teri döküyor, çalışıyor. Sen hiç çalıştın mı ki,çalışana saygın olsun’’
‘’Nereden biliyorsun? çalıştım belki ‘’ Diye cevapladı ama kucağında, etrafında boy boy çocuklar vardı. Şöyle bir süzdüm, çocuklara işaret ederek ‘’Belli nasıl çalıştığın dedim’’ Bir an herkes sustu, ben sustum, kadın sustu,koridor sustu. Karşımda otuzlu yaşlarda esmer vatandaş ya da Roman dediğimiz bir kadın vardı. Yasemin Yalçın’ın bir zamanlar Gülezar tiplemesi gibi. Tombul, göbekli, allı güllü gömleği büzgülü şalvarı,şıngırtılı takıları, bol sümüklü çocukları. Kendine gel kızım dedim ne oluyor sana ? Yakışıyor mu hiç? Ya bu kadın şimdi açarsa Çarşamba pazarı ağzını yandın. Bu vatandaşların küfür dağarcığı pek bir gelişmiştir, öyle laflarını da pek esirgemezler, ne afra tafra kalır ne de sinir savaşı taktikleri işe yarar. Daha önce şahit olmuşluğum var. Genelde karşısındaki bayana kocaları aracılığı ile sataşırlar. Cümlelerinde kocalarının cinsel fantezileri ve güçleri bol bol kullanılır. Hayır kötü söz sahibinindir ama sadece cümle içinde de olsa sararmış eksik dişli, yağlı saçlarını yandan ayırmış ve biryantinle yapıştırmış darbukacılarla bir yakınlık kurmaya gerek yoktu. Tüm bunları saliseler içinde düşünmüştüm , hemen arkamı dönüp odama girdim ,son son ‘’ Manyak mı ne’’dediğini duydum, valla ucuz atlatmıştım. Saat 13.00 olup da hasta bakmaya başlayınca, bir süre sonra bu kadıncağız geldi. Boy boy çocuklarını muayene ettirdi. Ne o bişi dedi ne de ben bir şey belli ettim. Şimdi hatırladım, ikimiz de konuşurken pek göz teması kurmadık galiba.
Not;Tüm fotoğrafların gerçek kişiler ile ilgisi yoktur internet aleminden özenle meyve seçer gibi uzun uzun elleyerek,tartarak, koklayarak seçilmiştir.

2 yorum:

sedaca dedi ki...

iyi demişsiniz ama, ben de olsam dayanamazdım, hele ki temizlik personeline yapılanlara, işyerimde çok kişiyle tartışmışımdır şu tuvaletleri temiz bırakın diye, temizlikçi yok mu demezler mi bi de cevap olarak

bi de aklıma geldi, eski çalıştığım yer kooperatif kuruluşu bir işletme şirketiydi, haliyle çok ortaklıydı, bir gün üyelerden biri uygulamada olmayan ve olamayacak olan bir şey istedi, cevabım kesin ve netti "hayır" bana dönüp senin maaşını ben veriyorum dedi, delirdim, işten atılma pahasına da olsa "kara kaşıma kara gözüme vermiyorsun herhalde, eşşek gibi çalışıyorum ben burada" dedim. Genel müdürüm son derece profesyonel bir yönetici olduğu için elbetteki işten falan atılmadım ama nasıl sinirlenmiştim o gün...

bucera dedi ki...

Sen de iyi demişsin valla....Hak verilmez alınır boşa dememişler